İlişkilerde Farkındalık Becerisi

0
358
ilişkilerde farkındalık
ilişkilerde farkındalık

İlişkilerde farkındalık olmazsa olmaz bir beceridir. Bunu daha iyi anlamak için sizi Meltem ile tanıştırayım. Meltem henüz 26 yaşında, yetişkinlik hayatına yeni yeni alışan genç bir kadın. Sevdiği bir işi, evi ve dengeli bir sosyal hayatı var. Ancak romantik ilişkileri için pek aynısını söyleyemeyiz. Nedense sürekli onu hayal kırıklığına uğratacak kişilerle ilişki kuruyor. Bu kişiler çoğu zaman ya sınırlarını bilemeyen, ya çok mesafeli, ya da sadece kendini düşünen bencil kişiler oluyor.

Şimdi bütün bu partnerlerin hatalı, yanlış davranan kişiler olduğunu söylemek mümkün, evet. Ancak aynı zamanda bu biraz kolaya kaçmamıza de sebep olabilir. Çünkü birçok zaman fark etmeden, bizleri yarı yolda bırakıp aynı duyguyu yaşatacak seçimler yapabiliyoruz. Bu noktada Meltem’in daha mutlu olacağı eşleşmeler, ilişkiler yaratmak için kendi inançlarını ve davranışlarını incelemesi gerek.

İlişkilerde Farkındalık Becerisi Nedir?

İlişkilerde farkındalık becerisi başkalarını neden ve nasıl sevdiğimizi keşfetme sürecine “ilişkisel öz-farkındalık” denir. Ve her başarılı partnerliğin temelinde bu vardır. İlişkilerde farkındalık ile verilen anahtar mesaj şudur: Bir başkasını gerçekten sevmek için önce kendinizi anlamalısınız.

Her ilişki iki kişi arasındaki bir işbirliğidir. Her partner birbirlerinin benzersiz varlıklarına katkıda bulunur. Biriyle çıktığınızda o kişinin kişiliği, alışkanlıkları, beklentileriyle yüzleşirsiniz. Güçlü ve istikrarlı bir ilişki oluşturmak için ise kendi kişiliğinizi, ihtiyaçlarınızı, arzularınızı anlamalısınız.

İlişkilerde Farkındalık Becerisi Nasıl Geliştirilir?

İlişkilerde farkındalık becerisini geliştirmek için genellikle geriye bakmak gerekir. Çünkü daha çocukken aşk hakkında birçok şey öğrenmeye başlarız. Ebeveynlerimizi izleyerek, kendi aile dinamiklerimizi deneyimleyerek öğreniriz bunu ilk başta. Bu erken deneyimler, yetişkin olarak ilişkilere nasıl yaklaştığımızı da şekillendirir. Örneğin ilgisiz ve mesafeli ebeveynleriniz varsa, ihmalkar bir partnerle yetinebilirsiniz. Ya da bunu aşırı telafi etmeye çalışırken gerçekçi olmayan seviyelerde ilgi ihtiyacı duyabilirsiniz.

Elbette bu kalıplar kalıcı değil. Bunları bilinçli bir iç gözlem ve çaba ile değiştirmek mümkün. Burada uygulayabileceğiniz bir teknik var. Buna isim-bağlantı-seçim tekniği diyoruz. Bunu uygulamak için önce anne ve babanızdan hangi ilişki kalıplarını öğrendiğinizi anlamak üzerine çalışmalısınız. Siz çocukken nasıl bir ilişkileri varmış? Size karşı nasılmışlar? Bunu isimlendirin. Ardından, bu erken derslerin mevcut davranışlarınızı nasıl etkileyebileceğini düşünün. Sizce bugünle geçmiş erken deneyimleriniz arasında bir bağlantı var mı? Bundan sonra son aşamada, bu içgörü ile zararlı bulduğunuz alışkanlıkların üstesinden gelmek için aktif olarak çalışın.

Kendiniz ve geçmişiniz üzerinde derinlemesine düşündüğünüzde, temel sorunlarınızı daha iyi anlamaya başlayabilirsiniz. Çoğunlukla temel sorunlar, yakın ilişkilerimize rehberlik eden kişisel güvenlik açıklarımızdır. Temel sorunlarınız, terk edilme korkusu, onaylanma ihtiyacı veya başkalarına karşı tekrar eden bir güvensizlik içerir. Bunlarla yüzleşmek zor size katılıyorum. Ancak bunlardan kaçmak yerine iç görü oluşturmak sizi çözüme götüren sağlıklı yol olacak. Çünkü her ne kadar bundan kaçsan da, “geçmişin hala seninle – her zaman seninle olacak – ve şimdiki anı deneyimlediğin merceği şekillendirecek.”

İlişkilerde Farkındalık Becerisini Geliştirmek İçin

1.Düşünme şeklinizi değiştirmek için kendinize daha iyi ve daha doğru hikayeler anlatın.

Ahmet ve Ece normalde oldukça iyi anlaşan bir çift. Ancak bir gün Ahmet arabayı tamirciden almayı unutunca bu bir anda değişiyor. Bu alışılmadık küçük hata Ece’yi çok öfkelendiriyor. Normalde sakin bir yapısı olan Ece sanki farklı bir insanmış gibi öfkeyle korkunç tepkiler vermeye başlıyor o anda.

Sizce küçük bir hata neden bu kadar büyük bir etki yarattı? İşte burada Ee’nin hayat hikayesinin tetiklendiğini görüyoruz. Ece, sorumluluğa çok önem veren bekar bir anne tarafından büyüdü. Ece bir hata yaptığında birçok zaman annesinden sert tepkiler alıdı. Daha sonra ise bu durum, yetişkin olduğunda herhangi bir hatayı ciddi bir sorun olarak görmesine sebep oldu ve katı bir ebeveyn rolü oynamaya başladı.

Elbette Ahmet arabayı unutma konusunda daha dikkatli olabilirdi. Peki Ece neyi farklı yapabilir? Biraz öz farkındalıkla, Ahmet’in hatasını farklı bir ışıkta görür ve yeni bir rol oynamayı öğrenir.

Buradaki kilit mesaj şu: Zihniyetinizi değiştirmek için kendinize daha iyi ve daha doğru hikayeler anlatmalısınız.

Bilinçli olsun ya da olmasın, hepimiz hayatımızı hikayelerimizin merceğinden anlıyoruz. Kendimize anlattığımız hikayeler ve kendimize biçtiğimiz roller, sevdiğimiz insanlarla nasıl etkileşim kurduğumuz üzerinde güçlü bir etkiye sahip. Ancak bu hikayeler her zaman gerçekle orantılı değildir ve çoğu zaman farkında olmadan aynı hikayeleri tekrarlarız.

Peki, Ece’nin bu olayı algılayışındaki hikayesi küçükken öğrendiği bir hikayeydi. Bir de Ece’nin farklı bir hikaye gördüğünü hayal edin – Ahmet’in zor bir gün geçirmiş, yorgunluk sebebiyle hatırlamada sorun yaşamı, ama nazik ve şefkatli bir partner olduğu bir hikaye. Bu hikayede Ece muhtemelen daha sakin tepki verebilirdi.

Unutmamak gerekir ki yaşamda siyah ve beyaz yoktuır. Grilikler vardır. Daha az siyah-beyaz hikayelere diyalektik hikayeler denir. Diyalektik bir hikayede, Ahmet hem unutkan hem de iyi bir partner olabilir ve Ece hayal kırıklığına uğramış hissedebilir ama aynı zamanda anlayışlı ve bağışlayıcı olabilir. Diyalektik hikayeler anlatmak faydalıdır çünkü gerçekliği daha doğru bir şekilde temsil ederler. Karakterlerin davranışlarını kontrol etmeleri için yer bırakırlar.

2. Hiçbir partner her zaman tam olarak tüm ihtiyaçlarınızı karşılamayacak.

Romantik bir ilişki aradığımızda, bazen bu kişinin her şekilde ideal eşimiz olacağı beklentimiz vardır. Ancak bu beklenti biraz tehlikeli olabilir. Sosyal psikologlar Spike Lee ve Norbert Schwartz tarafından çiftler üzerine yapılan bir araştırma da bize bunu söylüyor. Araştırmaya göre mükemmel eşleşmelere inanan insanların ilişkilerinde hayal kırıklığına uğrama ve tatmin olmama olasılığı daha yüksek.

Bu, ruh eşi kavramını unutmanız gerektiği anlamına gelmez. Elbette yol arkadaşınızı bulmayı hedefleyebilirsiniz. Sadece bunu yaparken mükemmeli bulmak değil için değil, sağlıklı bir ilişki kurmak için çaba harcamaya odaklanın. Zihninizden geçen soruyu buradan duyuyorum. Doğru partnerle tanışıp tanışmadığınızı nasıl anlayacaksınız? Bunun elbette kesin bir cevabı yok. Ancak beynimizin ve bedenimizin bu konudaki tepkilerini içgörü kaynağı olarak kullanabiliriz. Zihniniz çok karışıksa bedeninizi dinleyin. O kişiyleyken verdiği tepkilere kulak verin.

3. Tepki vermeden önce ara verin.

Hoş olmayan bir durumla karşılaştığımızda, beynimiz ve vücudumuz bizi hızlı tepki vermeye zorlar. Bu dürtü, atalarımızın tehlike anında hayatta kalmak için geliştirdiği ilkel kaç ya da savaş ya refleksi tarafından yönlendirir İlişkinizde sorun yaşadığınızda, tepki vermeyi o an çok isteyebilirsiniz.

Sorun şu ki, bu tepkiler çoğu zaman işleri daha da kötüleştirir. Bizi partnerlerimizden uzaklaştıran ve bir ilişkideki gerilimi artıran en dürtüsel tepkilerdir bunlar. Daha iyi bir çözüm ise, harekete geçmeden önce duygularınızı işlemek için alan yaratmak olacaktır. Derin bir nefes, kısa bir yürüyüş gibi bir duraklama, durumu daha net görmenize yardımcı olur. Ya da en azından konuya daha az düşmanlık ve daha fazla empati ile yaklaşmanıza izin verir.

Bilinçli bir duraklama yaptığınızda, doğrusal bir çatışma hikayesini sistemik bir çatışma hikayesine dönüştürebilirsiniz. Doğrusal çatışma hikayesi, bir durumla ilgili basit okumanız, aklınıza gelen ilk hikaye ve doğrudan tepkilerinizdir. Sistemik bir hikaye ise, partnerinizle ilgili düşündükçe anlaşılacak bilgiler içerir. Karşınızdakinin ihtiyaçlarını görebilmenizi sağlar.

4. Samimi bir özür, bir ilişkiyi daha da güçlendirir.

Hatalar insan olmanın kaçınılmaz bir yanıdır. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, er ya da geç hata yapacak veya tökezleyeceksiniz. Hatalar bazen hayal kırıklığı yaratsa da, içten bir özür onları düzeltmek için gerekli etkiyi yaratır. Sorun şu ki, özür dilemek bizim için her zaman o kadar kolay olmuyor çünkü çoğu zaman nasıl doğru özür dileyeceğimizi bilmiyoruz. İyi bir özür samimi, spesifiktir ve hesap verebilirlik yaratır. Örneğin, partnerine incitici bir şey söylediğinde, gözlerini devirip “Üzgünüm, çok kötü bir insanım” demek işe yaramaz. Daha dürüst bir özür doğrudan olur ve neden olduğunuz acıyı kabul edersiniz. Örneğin,“Yaptığım yorum için üzgünüm. Gereksiz ve inciticiydi. Gelecekte daha düşünceli olacağım.”

Özür dilemek kadar, özürü almak da önemlidir ilişkilerde. Yürekten bir özür dilemenin, yürekten bağışlamayla karşılanması güçlendiricidir. Birini affetmek, onun eylemlerine göz yumduğunuz anlamına gelmez, ancak devam etmeye istekli olduğunuzu gösterir. Affetmek aynı zamanda affediciye de yardımcı olur. Çünkü kin beslemek, bir ilişkinin olumlu yönlerini deneyimlemenizi engeller.

5. Farkındalık sahibi olduğunuzda ilişkiler güç kazanır.

Bir ilişki için tamamen hazır olmak, eşinizle fiziksel alanı paylaşmaktan daha fazlası anlamına gelir. Farkındalık, hem zihninize hem de kalbinize tamamen yatırım yapmayı içerir. Bu, sevdiğiniz kişi sizleyken ona dikkatinizi tamamen vermek, o konuşurken farkındalıkla dinlemek, ona tamamen odaklanmak anlamına gelir.

Elbette, ilişkide farkındalık iki taraflı bir yoldur. Buna tamamen hazır olmak için, eşinizden sevgi, nezaket ve destek almaya da açık olmanız gerekir. Bu göründüğünden daha zor. Bazen, kendi olumsuz duygularımıza ya da iç savaşlarımıza o kadar kapılırız ki, herhangi bir yakınlaşma girişimini reddederiz. Bu yüzden öz-şefkat çok önemlidir. Öz-şefkat, bir birey olarak kendi kendinizi kabul etme ve şefkat gösterme eylemidir. Başarısız olduğunuzda kendinize karşı nazik olmayı içerir. Öz şefkat uygulamak, kontrolünüzün sınırlarını tanımakla el ele gider. İşler istediğiniz gibi gitmediğinde, cesaretinizin kırılması kolaydır. Belki işte streslisiniz, ya da partnerinizle kavga ediyorsunuz. Bu anlarda, hayatın bir dizi gelgitler, inişler ve çıkışlardan oluştuğunu kabul etmek ve yer açmak bizi besler.

En son yazımız “Eko-Anksiyete Nedir? Nelere Yol Açar?” yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi yazın